sigorta fiyatları ve balkanlar konular
Şimşirgil, Ahmet, "Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunda Hizmeti Geçen Alpler ve Gaziler", Türkler9, Ed. H.C. Güzel, K. Çiçek, S. Koca, Ankara 2002.Vıyonis, Speros, "The Conditions and Cultural Significance of the Ottoman Conguest İn The Balkans", Actes Du II‘ Congres International Des Etudes Du Sud-est Europeen (Athenes, 7-13 Mai 1970), III, Historie, Athenes 1978. yücel. Yaşar, "Balkanlar’da Türk Yerleşmesi ve Sonuçlan”, Bulgaristan'da Türk Varlığı, Ankara 1985.
Prof. Dr. Halime Doğru Anadolu Üniversitesi
OsmanlI hükümdarları arasında Fatih unvanını alan II. Mehmet 30 Mart 1432 iarihinde Edirne’de doğdu ve 1451 tarihinde II. Murat’ın ölümünden sonra ikinci defa OsmanlI tahtına geçti. Tahta geçtiği sırada Osmanh Devletinin Balkan yarımadasında sınırları Tuna nehrine dayanmış, doğal sınırları zorlar hale gelmişti. Asya ile Avrupa’ya yayılmış olan Osmanh toprakları içinde Bizans İmparatorluğu adeta bir ada gibi kalmıştı. Bir metropol olan kentin nüfusu son zamanlarda çok azalmıştı. Üstelik Bizans Osmanh devletinin iki kıta arasındaki ulaşımına engel teşkil eder hale gelmişti.
II.Mehmet ((1451-14813 kenti ekonomik ve siyasi abluka altına almak için Rumeli Hisarını (Boğazkesen Hisarı] yaptırdı (1452). Genç padişah hazırlıklarını Edirne’de tamamladıktan sonra ordusu ile gelip Bizans’ı kuşattı. İmparator, tehlikenin büyüklüğünü fark edince Hıristiyan aleminden yardım istedi. İstanbul üzerinde çeşitli amaçlara sahip olan batılılar gemileri ile yardıma geldiler. İtalyan Şehir Devletlerinin İstanbul’da ticari kolonileri vardı, buradaki çıkarlarından vazgeçemezlerdi. Papa ise Ortodoks Alemini Katolik hegemonyası altına almak istiyordu, yardım ederse bu amacına ulaşacağını düşünüyordu.. Sonuçta hiçbiri amacına ulaşamadı, Fatih; 29 Mayıs 1453 tarihinde Konstatinopolis veya Aıaplann dediği gibi Konstantanitye adındaki dünya şehrine sahip oldu.
Osmanh Devletinin yayılma politikasının yönü batıya doğru olduğu için 1365 tarihinden beri başkent Edirne idi. Osmanh Devleti daha beylik döneminden iti-haren kuzey batı yönünde akınlar yapabildiği için şanslıydı. Bizans ülkesine ve kalkanlara akınlar yapıyor ve bir daha dönmemek üzere buraları yurt ediniyor-
OsmanlI Devletinin; Anadolu'da Türkmen Beylikleri ile sınır olduğu jçj nişleme şansı çok düşüktü. İslami devlet geleneğine göre Müslüman bir d, Müslüman bir devletle savaşıp topraklarını istila etmesi ancak zorunlu f
doğmuşsa olabiliyordu. Batıda fetih politikasını uygulamanın zorluğu yoktu
Başkent Edirne'ye taşınınca devlet Balkanlardaki geniş topraklarına kın oldu. Buna rağmen Anadolu'daki topraklarla iletişim oldukça zor oluyo,|j^ Boğazlar Bizans veya İtalyan şehir Devletlerinin denetimindeydi. Acil duıum^ geçmek zorluk yaratıyordu. İstanbul'un alınması ile devlet bu sorununu çöza,; oluyordu. Şimdi İstanbul; fethedildikten kısa bir süre sonra Osmanlı Devleti^jJ başkenti oldu. Edirne ikinci başkent olma özelliğini ileriki yüzyıllarda da sy,. dürdü.
İstanbul'un fethi Avrupa'da, özellikle Papa üzerinde derin bir iz bıraknuj^ Fatih'in Ortodoks kilisesinin İmparatorluk zamanındaki haklarını tanımasını^ bu konudaki uygulamalarını hayretle izliyorlardı. Yerli halk Batı kilisesininhafc. miyeti altına girmedikleri için çok memnundu.
Fatih'in Birinci Sırbistan Seferi
Fatih tahta geçince Sırp Despotu Yorgi Brankoviç yeni hükümdarı kutlamal için Edirne'ye bir heyet göndermişti. Heyet Sırpların daha önce geri aldığbaa kalelerin anahtarını da getirmişti.
Öte yandan despot, Papanın teşviki ile OsmanlIlar aleyhine hazırlanmak istenen yeni bir Haçlı seferine katılmak için Macarlarla görüşüyordu. Osmanlı Divanı Sırp Despotunun bu gizli faaliyetini haber aldı ve 1454 yılının ilkbahann-da Sırbistan’a savaş ilan edildi.
Sırp Despotu Yorgi Brankoviç Osmanlı kuvvetleri gelmeden Macaristan'a kaçtı. Sırbistan'da bulunan bazı kaleler, bunların arasında Ostroviç (Sivricehisar) kalesi teslim oldu. Osmanlı ordusu geri dönerken yedek kuvvetlerle Firuzbey'i bölgede bıraktı. Kısa bir süre sonra Sırp Despotu ile Macar Jan Hunyad Osmanlı askerlerine hücum etti. Firuz Bey yenildi ve esir oldu. Üstelik Vidin-Niş arasında bulunan Türklere ait arazi tahrip edildi
Durumu haber alan Fatih bizzat sefere çıktı. Jan Hunyad ülkesine dönmüş, yalnız kalan Sırp Despotu anlaşmak zorunda kalmış, görüşmek için heyet göndermişti. Yapılan anlaşmaya göre Sırplardan alınmış olan kaleler OsmanlIlarda kalacak, bundan sonra Sırp Despotu senede 30 000 Filori ile Türk ordusuna yeteri kadar asker verecekti. Bunun üzerine Fatih geri döndü.
Birinci Sırp Seferi sırasında akıncılar 50 000 esir almışlardı. Bunların 4 000 tanesi İstanbul'un etrafındaki köylere yerleştirildi.
İldnci Sırbistan Seferi ve Belgrat Kuşatması
1455 yılında Evranos oğlu İsa Bey Sırbistan'ın fethinin kolay olacağına dair jıj|. bilgi getirdi. Daha önce gümüş madeninin olduğu Novoberdo (Novoberda] alınnıışü- Padişah Segedin barışı ile Sırplara bırakılmış olan kentin tekrar alın-ınasına karar verdi. Kuşatma sonunda kale teslim oldu.
Fatih seferden dönerken Murad Hüdavendiğar’ın Kosova’daki makam türbe-jini ziyaret etti.
Sırbistan’a hakim olmak için Belgrat kalesine sahip olmak gerekiyordu. Burası II,Murad tarafından kuşatılmış, alınamamıştı. Fatih Belgrat kalesini almak için girişimde bulundu. Kale; Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği yüksek ve sarp bir yerde bulunuyordu. Jan Hunyad’m yardıma gelmesini önlemek için Dayı Karaca Paşa Macaristan içlerine gönderilmek istendi ise de akıncılar buna mani oldular. OsmanlI nehir donanması Belgrad önüne geldi ise de Jan Hunyadi’nin donanmasına yenildiler. Öte yandan kaleye giren Osmanlı kuvvetleri de Şan Hunyad tarafından baskına uğradı. Padişah Belgrad kuşatmasında yaralandı. Dayı Karaca Paşa şehit oldu. Jan Hunyad da Belgrat’ta yaralanmıştı. O da savaştan kısa bir sûre sonra öldü. Sonuçta iki taraf da başarılı olamadı. Osmanlılar kaleyi alamamış, düşman ordusu da fazlasıyla yıpranmıştı [1456).
Sırbistan Osmanlı Ülkesine Dahil Oluyor
Sırp Despotu Lazar 1458 tarihinde ölünce ülkede karışıklıklar başladı. Osmanlı Devleti bu karışık durumdan yararlanıp Sırbistan’a sahip olmak istedi. Mahmud Paşa Sırpların başkenti Semendire kalesine gönderildiyse de alınamadı Demir madeni ile ünlü Rodnik tarafları alındı. Hatta ordudan ayrılan bir kısım asker Macaristan’a akın yaptı. Bu sırada Mora cephesinde olan padişah Sultan Mehmed de bu cepheye geldi. Semendire üzerine tekrar asker gönderdi. Lazar’m dul eşi Elen, hâzinesi ile birlikte başkenti terk etti. 1459 tarihinden itibaren Sırbistan, Osmanlı Devletinin Semendire Sancakbeyliği adı ile bir sancağı oldu.
Mora Seferi
Mora, İstanbul alındığı sırada Bizans İmparatorunun kardeşleri olan Demetrius ve Thomas tarafından yönetiliyordu. Paleolog’ların eski düşmanı olan Kantakuzenler Mora’daki Arnavutları bu iki kardeşe karşı ayaklandırmışlardı. İh kardeşin Fatih Sultan Mehmed’e baş vurması üzerine Turahan Bey oğlu Ömer BeyMora’ya gelerek güvenliği sağladı. Despotlar vergiye bağlandı. Despotlar birbirine düşünce Fatih Mora seferine çıktı. Korent kalesini aldı (1458), Ömer Bey Aüna'yı aldı. Fatih Atina’ya gelip ilgisini çeken tarihi yerleri gezdi. 1460 yılın-
da yapılan seferde Venedik'in elinde olan kalelerin dışında, Mora yaı-,^ OsmanlI egemenliğine geçti. *
Fatih'in Arnavutluk Seferleri
Balkanlarda Fatih'i en çok uğraştıran İskender Bey olmuştur. Arnavutlu tarihinden beri Osmanh Devletine bağlı yaşıyordu. Kastriot ailesi Feodal j neğe bağlı olan Arnavutluğu yönetiyordu. Devam eden tabiyet ilişkisi nedeuj İskender Bey Osmanh sarayında eğitim görmüştü. Ancak II. Murad döneıuu, kaçıp ülkesine gitmişti. İskender Bey; bir Hıristiyan savaşçı olarak Papa'(j,|^ İtalyan şehir devletlerinden ve Macar kralından yardım aldı. Papa II. Muraf|, olan mücadelelerinde başarılarını taktir ediyor, İskender Bey'e "Hıristiyanlık, Kalkanı" unvanı ile hitap ediyordu.
Fatih Sultan Mehmet üç defa Arnavutluk seferine çıktı. 1465 yulında ayaj. lanan İskender Bey'in üzerine İsa Bey gönderildi, İsa Bey Berat'ı kuşataj İskender Bey'i yendi. İsa Bey’den sonra bölgeye Fatih geldi. Arazisi dağlıkolaj Arnavutluk’ta mücadele etmek kolay olmuyordu. Fatih Kroya fAkçahisar)la. leşini kuşattı ise de alamadı. Arnavutluk’ta İlbasan kalesini yaptırdı, buıas Arnavutlukl’ta önemli bir üs görevi yapacaktı.
Fatih Arnavutluk’tan çekilir çekilmez İskender Bey, Papadan, Venedik'ten Raguza’dan, yardım istedi. Bizzat Roma’ya gidip Papa’nın desteğini aldı. Papaım verdiği destekle Arnavutluğa dönünce İlbasan kalesini kuşattı. 1467 yılındı Fatih ikinci defa Arnavutluk seferine çıktı. Alınan kalelere asker yerleştirildi Kroya kalesi yine alınamadı. İskender Bey Alession (Leş} kalesine sığındı.
İskender Bey 1478 yılında öldü. Kroya şehri ile İşkodra Venediklilerinelindt idi. 1478 yılında Fatih Sultan Mehmet İşkodra'nın fethine karar verdi. Padişal gelince Kroya daha fazla dayanamadı ve teslim oldu. Fatih Sultan Mehmet Kroya'dan İşkodra'ya gitti. Kuşatma başladıysa da şehir alınmadan padişılı geri döndü. Fatih’in dönmesinden kısa bir süre sonra Evranosoğlu Ahmet Bey İşkodra'yı 1479 tarihinde teslim aldı. Böylece Arnavutluğun fethi tamamlanım; oldu. Sonuçta Arnavutluk’ta Haçlı ruhu başarısız olmuştu.
Fatih'in Eflak Seferi
sigorta fiyatları XV. Yüzyılın ortalarında Osmanlı himayesini kabul etmiş olan 11. Vladislav Eflak voyvodasıydı. 1456 yılında yerine oğlu Vlad Çepeş voyvoda oldu. Osmanlı tarihinde Vlad Çepeş Kazıklı Voyvoda olarak önlenmişti. Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar kadar kendi halkına yaptığı haksızlıklarla da tanınıyordu. Vlad Çepeş Osmanlı sarayında yetişmiş bir Eflak prensiydi. İlk yıllar vergisini bizzat getiriyor, padişah tarafından ödüllendiriliyordu.
sigorta fiyatları Fatih Sultan Mehmet Güney Karadeniz seferindeyken Macar Kralı ile anlaşıp [mlgahstan’a akınlar yapmıştı. Rumeli Muhafızı İshak Paşa durumu padişaha juyunınca hediyelerle gelip Fatih’e saygı ve bağlılığını sunmuştu. Vlad Çepeş’in jıaptıklarma şimdilik ses çıkarılmamıştı. Bir süre sonra Vlad'ın Macaristan’la iş Ijitliğiyaptığı, işgal ettiği yerlerde halkı kazığa vurup işkence ile öldürdüğü öğrenilince yakalanıp yerine yine Osmanlı sarayında yetişmiş olan kardeşi Radul’un geçirilmesine karar verildi. Vlad Çepeş yakalanıncaya kadar Tuna boyundaki çehirleri, özellikle Vidin ve Niğbolu’yu yağma etti, çok sayıda kişiyi işkenceyle öldürdü.
Vlad'ın yaptıklarını öğrenen Fatih 1462 senesi baharında Eflak seferine çıktı. Eflak prensi ile arası açık olan Bogdan Prensi padişaha yardım vaad ederek yanında yer aldı. Fatih Mahmut Paşa’yı önden gönderdi. Vlad; Tuna’yı geçip Eflak’a giren Mahmut Paşanın önünden kaçtı. Padişah Tuna nehrinden Vidin’e kadar gitti,yine Vlad’la karşılaşmadı. Vlad bir gece padişahın karargahına baskın yaptı. Fakat Vlad'ın planı başarısız oldu. Vlad Macaristan’a sığındı, ancak Osmanlı Devleti ile barış yapmış olan Macar kralı ilişkilerini bozmak istemediği için Vlad'ı hapsetti.
Fatih Sultan Mehmed Radul’u Eflak Voyvodası yaptı. Radul her sene Devlet Hâzinesine 12 bin Duka vergi vermeyi taahhüt etti. Daha önceki yıllarda Macar kralına güvenen Eflak voyvodaları Vlad’ın hapsedilmesinden sonra krala güvenemez olmuşlardı, Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler.
Eflak 1462 tarihinden itibaren Osmanlı Devletinin "Mümtaz bir eyaleti" oldu.
OsmanlI - Boğdan İlişkileri
Osmanlı Devletinin sınırı Tuna Deltasına dayanınca Boğdan Prensliği ile komşu olmuştu. Boğdan Prensi Petru Aron 1455 tarihinde vergi vermek koşu-luileOsmanlı Devletinin yüksek hakimiyetini tanıdı. Osmanlı tarihlerinde Kara 1 adı ile tanınan Moldavya Prensliği Osmanlı nüfuzu altına girmiş oldu.
Bir süre vergisini düzenli ödeyen Boğdan Prensi Stefan Çel Mare 1457 yılında bağımsızlığını ilan etmeğe kalkıştı. Başarılı olamayınca Lehistan’ın himayesine girmiştir. Osmanlı Devleti Lehistan kralının müdahalesini kabul etmemiş, I Prensinin üzerine Rumeli Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa’yı göndermişti. Hadım Süleyman Paşa 1475 tarihinde yenildi. Stefan Çel Masre Papa ve Avrupa devletlerinden destek istedi ise de Lehistan’dan başka hiçbir devlet kendisine cevap vermedi.sigorta fiyatları
