sigorta fiyatları ve balkanlar

sigorta fiyatları ve balkanlar 

Cülûs eyledi tahta Yıldırım Han Atasınınyirinde oldu sultan Karatova gümüş madenlerini Cevahir toptolu mahzenlerini Paşa Yiğit Beyi Üsküp'e saldı
Vidin etrafını Firuz Bey aldı." şeklinde bilgiler yer almaktadır.
Belirtildiği gibi Üsküp, Yddırım Bayezid zamanında Paşa Yiğit Bey tarafından {Ocak 1392 tarihinde fethedilmiştir.
Baö Hıristiyan aleminde, Balkanlardaki Türk ilerlemesine karşılık, 1396’da j,ni bir hareket meydana gelmiştir. Ancak 1396'da Nigbolu'da meydana gelen savaşta, OsmanlIların galip geldi. OsmanlIlar, 1402 Ankara Savaşı'nda Timur’a karşı boyamayarak mağlup oldular. Bu sırada Venedik ve Ceneviz gemileri, kalan Türk kuvvetlerini Avrupa'ya taşıyarak güvenliklerini sağladılar. 1403'te de, Bayezid'in oğlu Süleyman Çelebi ile ittifak kurmaktan ve onu desteklemekten geri kalmadılar. Latinlerin ve Hıristiyan aleminin duyarsızlığından yakınan luttrell bu durumu, "Verilen tavizlerin ardından Latinler, OsmanlIları levanten Jûnyasının ayrılmaz bir parçası olarak görmeye başladılar ve onu sürekli koruma pim seçtiler" şeklinde ifade etmektedir. Luttrell’in bu şekildeki ifadesine rağmen, OsmanlIların elde ettikleri arazinin stratejik konumu, Çanakkale Boğazı’na hakim olmaları ve Karadeniz’e açılan ticaret kolonilerini kontrol etmeleri sebebiyle, Avrupalı Hıristiyan devletler özellikle de, İtalyan devletlerinden Venedik ve Ceneviz, ticari menfaatlerini, çoğu defa kurulacak bir Haçlı ittifakına tercih etmişlerdir. Bu durum, OsmanlIların lehine bir gelişme olmuştur.
OsmanlIlar, Balkanlarda üç koldan ilerlemelerini devam ettirdiler. Güneyde Arnavutluk ve Adriyatik kıyılarına, Yunanistan ve Selanik’e, kuzeyde Bulgaristan K Sırbistan üzerinden Belgrad’a kadar ulaştılar. Balkanların fethi, XIV. yüzyıl ortalanndan yüzyıl sonuna kadar çok kısa bir sürede gerçekleşti. Çelebi Hehmed (1413-1421) zamanında Balkanlarda yapılan fetihlerde bir duraklama olmasına rağmen. Sultan II. Murad, tekrar bu hususa ağırlık vermiştir. Sırbistan, Arnavutluk ve Macarlarla olan mücadeleler neticesinde pek çok başarılar elde edilmiştir. Bizans'ın ikinci büyük bir kenti olan Selanik bu sırada fethedilmiştir. Varna ve II. Kosova zaferleri ile artık Osmanlılar, Balkanların en büyük ha-bmi olmuşlardı. Fatih'in (1451-1481) İstanbul'u 1453'te fethetmesi, kendisini Bizans'ın meşru varisi ilan edip önceki Bizans topraklarını ele geçirmek için laaliyete geçmesi. Balkanlardaki hakimiyeti daha da kuvvetlendirilmiştir. Mora,
Bosna, Arnavutluk, Ege adaları ve hatta Belgrad’ın muhasarasına kadar uzanan feiilı hareketi, Fatih'in son dönemlerinde Pulya seferi ile İtalya'ya uzanmıştır. 11. Bayezid'in (1481-1512) Boğdan Seferi ile Osmanlı hakimiyeti Romanya’ya kadar »laşırken, Modon ve Koron'un ele geçirilmesi ile Mora'nın fethi tamamlanmıştır.
sigorta fiyatları Balkanların fethinden sonra bir tarafta doğu Müslüman ve Grek Ort dünyası, diğer tarafta batıda Katolik dünyası olmak üzere aralarında ço)^^ lü bir rekabet vardı. XIV. yüzyılın ikinci yarısından beri, bilhassa bu bölgj^ kontrolleri altında tutan Katolik güçler, Osmanlı yayılması ve yeril haiı,'^ birleşip bütünleşmesi karşısında şaşkına döndüler. Bu şartlara göre Hıristiyanlarının OsmanlIlarla barışı ve yakınlaşması politik bir durumu da * taya çıkardı. İslâmî kurallara göre sadece Müslümanların değil, Batı Hıristjj^ dünyasının üç ana kolundan birisi olan Ortodoksların da bu birlikte yer almj' sı, OsmanlIların Avrupa'daki yayılmasında etkili olmuştur. Fatih’in kendisin; Ortodoksların hamisi ilan etmesi ile bu politika, daha da güç kazandı. OsmanlIn zamanında sadece Ortodokslar değil, Katolikler de önemli bir konuma geldilej
OsmanlIların Avrupa’ya çok erken geçip yerleşmeleri, devlet bünyesininIj;,. vetlenmesinde büyük bir amil oldu. Boş ve zengin topraklar bulup buralanjj yerleşmek maksadıyla bir çok göçebe unsurlar, fakir köylüler, Rumeli’ninzengn topraklarını elde etmek isteyen sipahiler, Orta Anadolu’dan ve Karesi, Saruhan Aydın ve Menteşe gibi sahil beyliklerden Trakya'ya geldiler. Böylece Osmajıi; Devleti Rumeli’den aldığı güçle sürekli kuvvetini artırdı. Osmanlı fetihlerine Balkanlarda bu kadar hızlı yayılmasının diğer bir sebebi de, bunun gerçeklej-meşinde önemli rol oynayan tarikat şeyhleri ve halkla daha yakın temastabt-lunan dervişlerin faaliyetleridir. Bu dervişlerin rollerini üç noktada toplanui mümkündür.
1.Fetihteki rolleri; Bu insanlar geçimlerini sağlamak için gönüllü olarakse fere katılıyorlardı. Bunlar Osmanlı Beyliği'ne gelerek bey ile ilişki kurup yanlarındaki, bazen 50-60 bazen de 150-200 kişilik derviş gruplan)!) beraber Bizans topraklarında bir takım fetihlere katılıyorlardı. Bununen güzel örneklerinden birisi Geyikli Baha’dır.
2.Türkleştirme ve İslamlaştırmada etkin rol oynuyorlardı. Bu dervişler geçimlerini temin ederken yerleştikleri yerlerde zaviyeler kuruyorlardı Bu zaviyeler, ya kendileri tarafından ya da beyler tarafından yaptıkları fetihlere karşılık olmak üzere, toprakları kendilerine vakfediliyor ve bu şekilde orada yerleşiyorlardı.
3.En önemli fonksiyonları ise, Osmanlı hakimiyetinin meşrulaştınlmasıdır Bu insanlar maiyetlerindeki dervişlerin dışında çok büyük kitlelere hitap ediyorlardı. Hatta Osmanlı yüksek bürokrasisi, yüksek askeri erkanı içe risinde de bunların müritleri olan kişiler vardı.
Bu şeyh ve dervişler. Balkanlarda kurmuş oldukları zâviye ve tekkeler vasıtasıyla bölgenin gayr-i müslim halkını etkiliyor ve âdeta Osmanlı ordusununge lip bölgeyi fethetmesinden önce bir anlamda, halkı psikolojik olarak fethe haar hâle getiriyorlardı. Bu zâviye şeyhleri, dindeki müsamahalı tutumlarından dola-
BALKANLAR EL KİTABI 291
Hıristiyanların daha kolayca ihtida etmelerini sağladıkları gibi, fetih hareket-jjrlne de katılıyorlardı.
OsmanlIlar tarafından iskâna tâbi tutulan Türkmenler, Anadolu’dan jııineli'ya dillerini ve kültürlerini de getirdiler. Bunların çoğu yeni isimler altında, yeni köyler ve yerleşim birimleri kurdular. Bu yönüyle Osmanh fetihlerinin geçici macera ve çapulcu hareketi değil, kesin bir yerleşme ve yurt tutma gayesini hedeflediği âşikardır. Dolayısıyla Balkanların fethi sırasında buradaki tıaamuayyen bölgeler, yoğun bir göç ve iskân hareketine sahne olmuş, kurulan iskân birimleri ile boşalmış topraklar şenlendirilmiş ve işlenmeye başlanmıştır, kuralara iskân edilen Türkmenler, zamanla buralarda han, hamam, köprü, medrese,zaviye, imaret, tekke, cami ve mescit gibi Türk-tsiam eserleri inşa etmişler veböylece Balkanları bir Türk yurdu haline getirmişlerdir.
sigorta fiyatları Sultan 1. Murad'ı müteakiben Yıldırım Bâyezid döneminde Rumeli'nin Türkleşmesi amacıyla daha büyük ölçüde Türkmen unsurun nakledildiği bilinmektedir. Bu nakil sırasında, devlet tarafından kendilerine zengin topraklar verilmek, bütün akrabalarıyla göçecek olanlara yurtluk, toprak, tımar gibi imti-jazlar tanınmak suretiyle muhaceret teşvik edilmiştir. Yıldırım Bâyezid devrine aitilkiskân kaydı 1400-1401 yıllarında tuz yasağına uymayan aşiretlerin nakledilmesi ile ilgilidir. Bu hususta Âşıkpaşazâde'de, “...Saruhan ilinin göçer halkı var i. Menemen ovasında kışlarlar idi. Ol iklimde duz yasağı var idi. Anlar ol yasağı hM etmezler idi. Bâyezid Han'a bildirdiler. Han dahi Ertugrıl'a haber gönderdi üeı 01 göçer evleri her ne kadar var ise iyice düzene alasın. Yarar kullarına ısmar-lijusm. Filibe yöresine gönderesin. Ertuğrıl dahi atasının sözlerini kabul etdi. O! jûçerevlerû gönderdi. Geldi Filibe yöresine kondurdular. Şimdiki dem de Saruhan Stğiû dedikleri anlardır. Paşa Yiğit Beğ, o kavmin ulusu idi. Ol zamanda anlarun İtbilegelmiş idi." şeklinde bir kayıt vardır. Bu bölgeye yapılan iskân neticesinde, 1516 tarihli bir Tahrir Defterinde merkezi Tatarpazan olan nahiyenin Saruhan Beyli adıyla kaydedilmesi, kuruluş aşamasında buraya yoğun bir Türk unsuru-nıııı yerleştirilmiş olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Speros Vryonis bunu 'içikbir askerî fetih, fakat sayıca oldukça fazla etnik bir göçebe hareketi" olarak yorumlamaktadır.
OsmanlIların Balkanlardaki faaliyetleri ile ilgili olarak, meşhur tarihçi lotja'nın “şaşılacak kadar hızlı tempolu" dediği ilerlemesine, o çağların en önem-Stoplumsal belirleydcisi olan din açısından bakılacak olursa, devletin toprak-lınnda Avrupa’ya nazaran tercih edilecek bir hoşgörünün bulunduğu görüleli. Nitekim OsmanlIlara esir düşen Selanik başpiskoposu Grigorios Palamas, »ektuplannda kimi zaman kendi girişimi ile, önde gelen devlet ve din damları ılfyapmış olduğu dini tartışmaları anlatır. Bu tartışmalara hoşgörü ve uzlaşma “atasının egemen olduğu görülür. Kaynaklardan anlaşıldığına göre, XIV. yüzyı-lıaortasından beri Osmanh Beyliği’nde hüküm süren atmosfer, Müslümanlarla
292İ BALKANLAR EL KİTABI
Hıristiyanlar arasında uzlaşmacı ilişkilere bütünüyle elverişlidir ve Palan, rafından resmedilen ortamı da doğrulamaktadır. Nitekim Balkanlar'dakj leşme sürecinin temel faktörünü, Balkan tarihçisi Konstantin Jirecek; İmparatorluk rejiminde, küçük Balkan devletleri arasındaki sınırlar kalkm, ‘
laşım ve ticaret kolaylaşmıştır." şeklinde ifade etmektedir. Osmanlımn kendi menlik iddiası dışında bu milletler için istediği ortak bir din, dil, kültür id, olmamıştır. Eğer Balkanlarda Hıristiyan topluluklarda İslamlaşma, kültürbaj! mından Osmanlılaşma olmuş ise, bu süreç bir zorlama, yahut devlet politü^j sonucu değildir. Bu hoşgörü, müellifler tarafından istimâlet olarak isimlendir,! mektedir.
OsmanlI yayılışında kılıç kadar, belki ondan da ziyade istimâlet politikası,],, nilen bir uzlaştırıcı politika, temel bir faktör olarak hesaba katılmalıdır. Osman] kaynaklarında siyasi bir terim olarak kullanılan istimâlet, kendine meylettiruj kendi tarafına kazanma anlamına gelir. Osmanh Sultanları bir memleketikeııj, ülkelerine ilhak etmeden önce başlıca iki yöntemle hareket ederlerdi. Birtaıaf tan uç dedikleri serhat bölgelerinden uç beylerinin önderliğinde yapılan gaa akınlar! ile hudut ötesi halkını yıldırırlar, direnme gücünü kırarlar, sonra o devitt veya halkı istimâlet yoluyla kendilerine yaklaştırırlardı. Bulgaristan, Makedonya Arnavutluk, Sırbistan ve Yunanistan’da yerli askerî sınıftan Osmanlıya sadıkkal-mış olan unsurlar, Osmanh askerî kadrolarına alınır, onların fetih öncesi döne® de tasarruf ettikleri pronia ve baştinaları, Osmanh idaresince kendilerine tınıaı olarak verilirdi. Böylece yerli askerî sınıf, Osmanh hizmetine alınırdı. Bu da istimâlet politikasının, idarece askerî sınıflara teşmili anlamına gelirdi. Böylet, fethedilmemiş yerlerin askerî sınıfları, bu gibi garantilerle Osmanh egemenlj altına girmeye teşvik edilirdi. Bu şekilde Osmanh askerî kadrolarına girmişoh yerli elemanlar, birçok sancakta Hıristiyan tımar erleri olarak XV. yüzyıl tahriı defterlerinde sık sık rastlanmaktadır. Bundan başka Balkanlardaki Osmanlıeg® menliğini kabul etmiş olan topluluklar, madenci, tuzcu, derbendci, çeltikçi A gibi çeşitli görevleri de yapmaktaydılar.
Bu fetih ve iskân politikası. Sultan II. Murad ve Fatih Sultan Mehmeddöneminde de başarıyla devam ettirilmiştir. 1453’te İstanbul’un fethiyle birlikte Balkanlardaki Ortodoks halk tam manasıyla Osmanh teb'ası durumunagelmiştiı Yine Fatih Sultan Mehmed zamanında, Kastamonu ve Sinop’un fethinden sonu İsfendiyaroğulları Beyliği’nin başında bulunan İsmail Bey de, bütün cemaatiile birlikte Filibe havalisine iskân edilmişlerdir.
Rumeli’deki bu nüfus artışı, XVI. yüzyılda da devam etmiş ve yüzyılın başındı 37.435 nefer daha bölgeye nakledilmiştir. 1520-30 yılları arasında Balkanlarda^ 77.268 olan göçebe sayısı, 1570-80 yıllarında % 51 artarak 116.219'ayüksek miştir.
294| BALKANLAR EL KiTABl
---, "OsmanlI İmparatorluğu’nda Bir iskân ve Kolonizasyon M
Vakıflar ve Temlikler, İstila Devrinin Kolonizatör Türk Zaviyeler", VD. II. Ankara 1942. ^
Baştav, Şerif, "OsmanlI İmparatorluğu’nun Kuruluşunda Bizans ve
OsmanlI, c. 1, İstanbul 1999. '‘''‘k
---, "OsmanlI İmparatorluğunun Yeniden Kuruluşunda Rumeli’nin Katk
Turif Tarih Kong. (5-9 Eylül 1990), c. 111, Ankara 1994.
---, Bizans İmparatorluğu Tarihi Son Devir (1261-1461) Osmanlı Tür|(.B|j|^
Münasebetleri, Ankara 1989.
Burmov, A, "Türkler Edirne’yi Ne Vakit Aldılar?”, çev. H. Eren, Belleten 49
Christensen, Stephen Türk, "From Fugo Simulata to the Armed SultanicRe4ımy Reflections on the South-East European İmpact on the Ottoman Tactics (Fourteenth to Sixteenth Centurles)”, Tarihte Güneydoğu Avrupj Balkanolojinin Dünü, Bugünü ve Sorunları, Ankara 1999.
Demirkent, İşın, "14. Yüzyıla Kadar Balkan Yarımadasında Bizans Haki-mi^fç I. Kosova Savaşının 600. Yıldönümü Sempozyumu (26 Nisan 1989J,
1992.
Dirimtekin, Feridun, "Muasır Bizans Kaynaklarına Göre OsmanlIların Rume-lî^ı Geçiş ve Yerleşişleri", VII. Türk Tarih Kongresi (25-29 Eylül 1970) II,Anhtı 1973.
sigorta fiyatları Doğru, Halime, " Osmanlı Devleti’nin Rumeli’de Fetih ve İskan Siyaseti”,Tûrkla 9, Ed. H.C. Güzel, K. Çiçek, S. Koca, Ankara 2002.
EMECEN, F.M., "1. Kosova Savaşı’nın Balkan Tarihi Bakımından Önemi",I. Kosovu Zaferi’nin 600. Yıldönümü Sempozyumu (26 Nisan 1989), Ankara 1991
---, "XVI. Asırda Balkanların Kuzey-Doğu Kesiminde İskân Tipleri ve ÖzeMt
Hakkında Bazı Notlar”, V. Milletlerarası Türkiye Sosyal ve İktisat Taı Kongresi Tebliğler, Ankara 1993.
Halaçoğlu, Yusuf, "Kolonizasyon ve Şenlendirme”, Osmanlı, c. \V, Ankara 19'
..., "Kosova Savaşı”, I. Kosova Savaşı'nm 600. Yıldönümü Sempo^umu, (16
1989J, Ankara 1992.
Imber, Colin, The Ottoman Empire 1300-1481, İstanbul 1990. îlgürel, Mücteba, "XIV. Yüzyılda Osmanii Devleti’nin Siyasi Durumu”, 1 Zaferinin 600. Yıldönümü Sempozyumu 26 Nisan 1989, Ankara, 199
İnalcık, Halil, "Edirne’nin Fethi [1361)", Edirne: Edirne'nin 600. Fethi i Armağan Kitabı, Ankara 1993.
İnbaşı, Mehmet, "Balkanlarda Osmanlı Hakimiyeti ve İskân Siyaseti" Ed. H.C. Güzel, K. Çiçek, S. Koca, Ankara 2002.
Kadrif
Adnan, "Osmanlı Devleti'nde Dini Hoşgörürlüğün Bir Örneği: Osmanlı
Döneminde Bosna’da Fransiskenlerin İnsan Haklarına Bir Bakış", OsmanlI'da İnsan Haklan Uluslar arası Sempozyum Bildirileri (Manisa, 25-26 Kasım 1999), Manisa 2000.
ülü, Orhan F., "Osmanlı Devleti'nin Kuruluş ve Gelişmesindeki İtici Güçler", Yeni Türkiye sayı 31, 701. Osmanlı Özel Sayısı I, Ankara 2000.
Luttrell, Anthony, "1389 Öncesi Osmanlı Gelişmesine Latin Tepkileri", Osmanlı Beyliği (1300-1389), İstanbul 1999.
[jicol, Donald M., Bizans’ın Son Yüzyılları (1261-1453), çev. Bilge Umar, İstanbul 1999.
Ocak, Ahmet Y., "Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunda Dervişlerin Rolü”, Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu Efsaneler ve Gerçekler: Tartışma / Panel Bildirileri (Ankara, 19 Mart 1999), Ankara 2000.
Özturk, Necdet, "Osmanlılar’ın Rumeli’ye Geçişi ve Gelibolu’nun Fethi", Türk Dünyası Tarih Dergisi, sayı 52, İstanbul 1991.
Reinert, Stephen W., "Niş’ten Kosova’ya: 1. Murad’ın Son Yıllarına İlişkin Düşünceler”, Osmanlı Beyliği (1300-1389), ed. E. A. Zachariadou, İstanbul 1999.
Sezgin, İbrahim, "OsmanlIların Rumeliye Geçişi ve İlk Fetihler", Osmanlı, c. 1, Ankara 1999.sigorta fiyatları